Bir kadının kendine güzel bir hayat kurması üzerine

Bir süredir şunu düşünüyorum: 

Siz de fark ettiniz mi bilmiyorum ama sürekli koşturmamız gerektiği öğretildi bize sanki biz büyürken. Daha iyi bir okul için, daha iyi bir kariyer için, daha iyi görünmek için…Sürekli hayatın bir maraton olduğunu hissettik yaşarken. Daha güzel, daha üretken, daha düzenli, daha ince, daha başarılı, daha ‘’yeterli’’. Belki de hayatın bu kadar zor olduğunu hissettiren şey sürekli başka biri olmaya çalışmaktır diye düşünüyorum bazen. 

Sanki hep ulaşılması gereken başka bir versiyonumuz varmış gibi yaşamak. Ve yaşarken hayatı olduğu gibi hissetmek ve deneyimlemek yerine onu düzeltmeye çalışmak. 

Ben de uzun zamandır kendimi bu ‘’daha iyi’’ maratonunda yaşamaya çalışırken buldum. Daha sağlıklı olmak, daha disiplinli olmak, daha ince görünmek istiyordum. Ama bir anda olmasa da günler içerisinde bir şey fark ettim: İnsan kendine sürekli bir şeyi eksikmiş gibi davrandıkça, başarısını, hayatının güzel yanlarını göremiyormuş.  Hiçbir gelişim gerçekten ‘güzel’ hissettirmiyormuş. 

Bunu fark ettiğimde kendiliğinden bir şeyler değişti içimde ve ben anladım:

Bu hayatı, bu yaşımı bir defa yaşayacaktım. Yavaşlamak ve anı hissetmeye çabalamak yapabileceğim en doğru şey gibi hissettirdi. 

Bu yüzden, hayatımda bazı mikro değişiklikler yapmaya karar verdim. Ve ortaya bu alışkanlıklar çıktı:

  1. Sabahları uyanır uyanmaz telefona sarılmamak ve sabah kahvem bitene kadar bakmamak. 

Ben zaten gün içinde de telefona çok bakan biri olmadığım için bu madde sanki kendiliğinden yaşanmış gibi doğal geldi bana. Hayatın içindeyken ‘’Aaa bir dakika bakayım da Instagram’da neler olmuş?’’ gibi bir huyum hiç olmadı. Aksine kimsenin ne yaptığıyla ilgilenmiyorum ve başkalarını da benim ne yaptığımın ilgilendirdiğini düşünmüyorum. (Bu çağ için tam bir yüz karası!)

  1. Bakım yaparken daha güzel görünmem gerektiğinde değil de, sadece bakım yapmaya odaklanmak. 

Daha parlak saçlar değil de sadece daha parlak bir his istediğime karar verdim. Nedir ‘daha parlak’ his? Saçlarıma ve yüzüme bakım yaptıktan sonra, mumumu yakıp elimde kahvemle bir köşeye kıvrılınca hissettiğim o his işte “parlak his”. Birinin bakıp ‘Aaa saçların ne kadar güzel! Ne kullanıyorsun?’’ sorusunu sorması yerine kendi içimde hissettiğim o temiz ve saf duyguyu daha çok önemsiyorum. 

  1. Bir şeyler yazmak

Evet, biliyorum, çok klişe ama GERÇEK. Ne zaman içim sıkılsa, dünya dar gelse elime defterimi alıp yazmaya başlıyorum. Ne yazdığımın bir önemi olmuyor ama genellikle o anda içimi sıkan şey her neyse onun hakkında yazıyorum ve ÇOK İYİ GELİYOR. Evet bu kesinlikle tavsiye ettiğim bir madde. 

  1. Gün batımını / Gün doğumunu gerçekten izlemek

Sabah erken kalktıysam odamdan, akşam vakit bulduysam salonumdan gün doğumunu ya da gün batımını izlemek bana, gün doğumlarında yeni bir şansı gün batımlarında da yaşadığım günün ve deneyimin hatırasını canlı tutmayı hatırlatıyor. Ve zaten kendi içinde de çok meditatif bir deneyim bu. Kesinlikle tavsiye ediyorum. 

  1. Bedenime daha nazik davranmak

Yaşarken fark etmiyorsun ama belki de saçlarını çok sert tarıyorsun. O kadar uzun süreler hareket etmiyorsun ki bir yere oturduğunda kalkarken çatır çutur sesler duyuyorsun. Su içmeyi unutuyorsun ya da aynaya baktığında kendinden nefret ediyorsun. 

Sadece fark et. Sen, senin bedenin, senin varoluşun bu denli küçümsenecek bir şey değil. Sadece daha yavaşlamayı dahi denesen, bu madde için yeterli. 

Güzel bir hayat bazen büyük değişimlerden değil, küçük özenlerden oluşuyor. 

Yukarıda saydığın maddeler çoğaltılabilir, 

Kendine, sana iyi gelen bir yemeği yapmak.

Ruhunu sakinleştiren bir ortam kurmak.

Yorulduğunu kabul etmek. 

Kendini cezalandırmadan da gelişmeye çalışmak. 

Belki de gerçek bakım biraz da bunlardır.

BohoMarila’yı kurarken istediğim şey de tam olarak böyle bir şeydi aslında. Kusursuz görünen bir dünya yaratmak değil, yavaşlamaya, güzelliğe, sağlıklı yaşama ve kendine dönüşen bir atmosfer kurmak. 

Burada bazen güzellik konuşacağız, 

bazen sağlıklı yaşamı,

bazen kadınlığı,

bazen yavaş yaşamı, 

bazen de sadece güzel hissettiren minik alışkanlıkları. 

Ama en çok şunu konuşacağız sanırım:

Bir insan kendine nasıl daha nazik ve güzel davranır?

Bu bazen boho minimalizm ile, bazen meditasyonla bazen de doğum haritalarıyla konuşulacak. 

Ama neticede soru hep aynı olacak. 

Tabi eğer baştaki konuya dönersek:

Belki de hayat tamamen değişmesi gereken bir şey değildir. Belki de sadece daha yumuşak yaşanması gerekiyordur. 

Akışta, akışta, birlikte öğreneceğiz!

Sevgiyle kalın.